**Çeviri:**
O ölümsüz olanı bil ki, onunla bütün bu âlem kaplanmıştır. Hiç kimse bu ölümsüz olanın yok oluşunu gerçekleştiremez.
**Yorum:**
"Fakat O ölümsüz olanı bil" — Buradaki 'tu' (fakat) edatı, bir önceki beyitte bahsi geçen Sat ve Asat (Hakikat ve hakikat olmayan) konusunda 'Sat' (Hakikat) olanın açıklamasına başlamak için kullanılmıştır.
"O ölümsüz İlke'yi bil" diyerek Rab, o İlke'yi 'parokṣa' (aşkın, doğrudan algının ötesinde) olarak işaret etmiştir. Onu aşkın olarak nitelendirmenin iması şudur: 'idam' (bu, dolaysız olarak görünen) olarak görülen bütün bu dünya, yalnızca o aşkın İlke tarafından tamamen kaplanmış ve doldurulmuştur. Hakikatte, yalnızca o doluluk (mükemmellik) 'vardır'; önümüzde beliren bu dünya ise 'yoktur'.
Burada Sat-tattva'ya (Varlık İlkesi'ne) aşkın bir tarzda 'O' (tat) diye atıfta bulunmanın amacı, onun çok uzakta olması değildir; bilakis, duyuların veya iç aracın (antahkarana) bir nesnesi olmadığı için aşkın olarak anlatılmasıdır.
"Onunla bütün bu kaplanmıştır" — Bütün bu dünyanın o ezeli İlke tarafından kaplandığı tasvir edilir. Tıpkı altının altından yapılmış süs eşyalarını, demirin demirden yapılmış silahları, kilin kilden yapılmış kapları, suyun sudan yapılmış buzu tamamen kaplaması gibi, bu dünya da o Sat-tattva (Varlık İlkesi) tarafından kaplanmıştır. Dolayısıyla, hakikatte bu dünyada yalnızca o Sat-tattva bilinmeye layıktır.
"Hiç kimse bu ölümsüz olanın yok oluşunu gerçekleştiremez" — Bu bedenlenmiş varlık (Öz-Ben) 'avyaya'dır (tükenmez, bozulmaz), yani yok edilemez. Hiç kimse bu yok edilemez olanı yok edemez. Ancak, beden yok edilebilirdir — çünkü sürekli yok oluşa doğru ilerlemektedir. Bu nedenle, hiç kimse bu yok edilebilir olanın yok oluşunu engelleyemez. Sen savaşmazsan onların ölmeyeceğini düşünüyorsun, ama hakikatte, sen savaşsan da savaşmasan da bu ölümsüz ve ölümlü ilkeye bir fark etmeyecektir — yani, ölümsüz olan kesinlikle kalacak, ölümlü olan ise kesinlikle yok olacaktır.
Burada 'asya' (bunun) kelimesi, Sat-tattva'ya 'idam' (bu) olarak atıfta bulunur. Kast edilen, her an değişen bedenlerde beliren varlığın, yalnızca bu Sat-tattva'nın varlığı olduğudur. Rab burada 'asya' kelimesini, kişinin "Benim bedenim var ve ben bu bedenin sahibiyim" şeklindeki varlık bilgisini hedef alarak kullanmıştır.
★🔗