BG 2.58 — Sankhya Yoga
BG 2.58📚 Go to Chapter 2
यदासंहरतेचायंकूर्मोऽङ्गानीवसर्वशः|इन्द्रियाणीन्द्रियार्थेभ्यस्तस्यप्रज्ञाप्रतिष्ठिता||२-५८||
yadā saṃharate cāyaṃ kūrmo.aṅgānīva sarvaśaḥ . indriyāṇīndriyārthebhyastasya prajñā pratiṣṭhitā ||2-58||
यदा: when? | संहरते: withdraws | चायं: and | कूर्मोऽङ्गानीव: tortoise | सर्वशः: everywhere | इन्द्रियाणीन्द्रियार्थेभ्यस्तस्य: the senses | प्रज्ञा: wisdom | प्रतिष्ठिता: is steadied
GitaCentral Türkçe
Kaplumbağanın her yönden uzuvlarını çektiği gibi, o da duyularını duyu nesnelerinden çektiğinde, onun bilgeliği sabit olur.
English
Swami Gambirananda
Swami Adidevananda
Hindi
Swami Ramsukhdas
Sanskrit
Sri Ramanuja
Sri Madhavacharya
Sri Anandgiri
Sri Jayatirtha
Sri Abhinav Gupta
Sri Madhusudan Saraswati
Sri Sridhara Swami
Sri Dhanpati
Vedantadeshikacharya Venkatanatha
Sri Purushottamji
Sri Neelkanth
Sri Vallabhacharya
Detailed Commentary
**2.58.** Tıpkı bir kaplumbağanın uzuvlarını her yandan içine çekmesi gibi, bu Karmayogi de duyularını nesnelerinden tamamen çektiğinde, onun bilgeliği sağlam bir şekilde yerleşmiş olur. **Teşrih:** Burada kaplumbağa örneğinin verilmesindeki maksat şudur: Bir kaplumbağa hareket ettiğinde onun altı uzvu görünür—dört ayağı, bir kuyruğu ve bir başı. Fakat uzuvlarını içine çektiğinde sadece sırtı görülür. Aynı şekilde, Sthitaprajna (istikrarlı bilge) da bu altısını—beş duyu ile zihni—kendilerine ait nesnelerden çeker. Eğer duyular ve onların nesneleriyle zihinde en ufak bir bağlantı kalırsa, o kişi bir Sthitaprajna değildir. Burada kullanılan 'çeker' fiili, Sthitaprajna'nın duyularını nesnelerinden tamamen geri çektiği, yani o nesneleri zihniyle düşünmediği anlamına gelir. Bu ayette 'zamanı geldiğinde' ifadesi verilmiş, fakat 'o zaman' ifadesi verilmemiştir. 'Zamanı geldiğinde' ve 'o zaman' kelimelerinin daimi bir ilişkisi vardır kuralı gereği, 'zamanı geldiğinde' nerede geçerse, 'o zaman'ın da orada anlaşılması gerekir. Ancak burada 'o zaman' kelimesinin kullanılmamasının derin bir anlamı vardır: Duyuları nesnelerden tamamen çektiğinde ortaya çıkan, kendiliğinden apaçık olan Hakikat tecrübesi zamana tabi değildir, zamanın sınırlarıyla bağlı da değildir. Sebebi şudur ki bu tecrübe, herhangi bir eylemin veya vazgeçişin sonucu değildir. Üretilen bir şey değildir. Dolayısıyla burada zamanı işaret eden 'o zaman' kelimesine ihtiyaç yoktur. O ihtiyaç, ancak bir şeyin başka bir şeye bağımlı olduğu yerde doğar. Örneğin, güneş gökyüzünde olduğu halde, eğer kişi gözlerini kaparsa güneş görülmez ve gözler açıldığında güneş hemen görülür. Burada güneş ile gözler arasında bir sebep-sonuç ilişkisi yoktur; yani güneş, gözlerin açılmasıyla üretilmiş değildir. Güneş, tıpkı daha önce olduğu gibi durmaktadır. Gözler kapanmadan önce de, hatta gözler kapandıktan sonra da aynıdır. Sadece, gözlerimizi kapatmakla onu tecrübe etmedik. Aynı şekilde, burada da duyuları nesnelerden çektiğinde ortaya çıkan, kendiliğinden apaçık olan Yüce Hakikat tecrübesi, zihin de dahil olmak üzere duyuların bir nesnesi değildir. Anlam şudur ki bu kendiliğinden apaçık Hakikat, zevklerle (nesnelerle) ilişkiliyken de, onları tecrübe ederken de tıpatıp aynı şekilde durmaktadır. Ancak, zevklerle ilişki perdesi yüzünden tecrübe edilmez ve bu perde kalkar kalkmaz tecrübe edilir. **Bağlantı:** Bir Sthitaprajna'nın tek özelliği, duyuları nesnelerden çekmek değildir; bu, sonraki ayetlerde açıklanacaktır.