**2.58.** Tıpkı bir kaplumbağanın uzuvlarını her yandan içine çekmesi gibi, bu Karmayogi de duyularını nesnelerinden tamamen çektiğinde, onun bilgeliği sağlam bir şekilde yerleşmiş olur.
**Teşrih:** Burada kaplumbağa örneğinin verilmesindeki maksat şudur: Bir kaplumbağa hareket ettiğinde onun altı uzvu görünür—dört ayağı, bir kuyruğu ve bir başı. Fakat uzuvlarını içine çektiğinde sadece sırtı görülür. Aynı şekilde, Sthitaprajna (istikrarlı bilge) da bu altısını—beş duyu ile zihni—kendilerine ait nesnelerden çeker. Eğer duyular ve onların nesneleriyle zihinde en ufak bir bağlantı kalırsa, o kişi bir Sthitaprajna değildir.
Burada kullanılan 'çeker' fiili, Sthitaprajna'nın duyularını nesnelerinden tamamen geri çektiği, yani o nesneleri zihniyle düşünmediği anlamına gelir.
Bu ayette 'zamanı geldiğinde' ifadesi verilmiş, fakat 'o zaman' ifadesi verilmemiştir. 'Zamanı geldiğinde' ve 'o zaman' kelimelerinin daimi bir ilişkisi vardır kuralı gereği, 'zamanı geldiğinde' nerede geçerse, 'o zaman'ın da orada anlaşılması gerekir. Ancak burada 'o zaman' kelimesinin kullanılmamasının derin bir anlamı vardır: Duyuları nesnelerden tamamen çektiğinde ortaya çıkan, kendiliğinden apaçık olan Hakikat tecrübesi zamana tabi değildir, zamanın sınırlarıyla bağlı da değildir. Sebebi şudur ki bu tecrübe, herhangi bir eylemin veya vazgeçişin sonucu değildir. Üretilen bir şey değildir. Dolayısıyla burada zamanı işaret eden 'o zaman' kelimesine ihtiyaç yoktur. O ihtiyaç, ancak bir şeyin başka bir şeye bağımlı olduğu yerde doğar. Örneğin, güneş gökyüzünde olduğu halde, eğer kişi gözlerini kaparsa güneş görülmez ve gözler açıldığında güneş hemen görülür. Burada güneş ile gözler arasında bir sebep-sonuç ilişkisi yoktur; yani güneş, gözlerin açılmasıyla üretilmiş değildir. Güneş, tıpkı daha önce olduğu gibi durmaktadır. Gözler kapanmadan önce de, hatta gözler kapandıktan sonra da aynıdır. Sadece, gözlerimizi kapatmakla onu tecrübe etmedik. Aynı şekilde, burada da duyuları nesnelerden çektiğinde ortaya çıkan, kendiliğinden apaçık olan Yüce Hakikat tecrübesi, zihin de dahil olmak üzere duyuların bir nesnesi değildir. Anlam şudur ki bu kendiliğinden apaçık Hakikat, zevklerle (nesnelerle) ilişkiliyken de, onları tecrübe ederken de tıpatıp aynı şekilde durmaktadır. Ancak, zevklerle ilişki perdesi yüzünden tecrübe edilmez ve bu perde kalkar kalkmaz tecrübe edilir.
**Bağlantı:** Bir Sthitaprajna'nın tek özelliği, duyuları nesnelerden çekmek değildir; bu, sonraki ayetlerde açıklanacaktır.
★🔗