**Çeviri:**
Aile yok olduğunda, kadim ailevi görevler de yitirilir. Görev yok olduğunda ise, adaletsizlik tüm aileyi kaplar.
**Yorum:**
"‘Aile yok olduğunda, kadim ailevi görevler de yitirilir’ – Savaş çıktığında, ailenin (soyun) yıkımı (azalması) olur. Bir ailenin en başından beri, ailenin görevleri, yani onun kutsal gelenekleri, kutsal görenekleri ve davranış kuralları da nesiller boyu aktarılagelmiştir. Fakat aile yok edildiğinde, her daim aileyle birlikte var olan bu görevler de yok olur. Yani, doğum zamanında, iki kez doğanlar için yapılan dini ayinler (samskara) zamanında, evlilik zamanında, ölüm zamanında ve ölümden sonra gerçekleştirilen – hem bu dünyada hem de öteki dünyada yaşayanlar ve ölmüş ruhlar için faydalı olan – çeşitli kutsal metinlere uygun ayinler ve ritüeller kaybolur. Sebebi şudur: Ailenin kendisi ortadan kalktığında, aileye bağlı olan görevler kime dayanacaktır?
"‘Görev yok olduğunda ise, adaletsizlik tüm aileyi kaplar’ – Ailenin kutsal davranış kuralları ve kutsal uygulamaları yok edildiğinde, o zaman göreve bağlı kalmamak ve görevin aksine hareket etmek – yani, yapılması gereken eylemleri yerine getirmemek ve yapılmaması gereken eylemleri gerçekleştirmek – bu adaletsizlik tüm aileyi kaplar, yani adaletsizlik bütün aileye sirayet eder.
Şimdi, burada bir şüphe doğar: Aile yok edilip ortadan kalktığında, adaletsizlik kimi kaplayacaktır? Cevap şudur: Savaşta savaşabilecek kapasitedeki erkekler öldürülür; ancak, savaşa uygun olmayan, geride kalan çocuklar ve kadınlar gibi kişiler adaletsizlik tarafından kuşatılır. Sebebi şudur: Silah kullanımı, kutsal metinler, dünyevi davranış kuralları vb. konularda bilgili ve tecrübeli erkekler savaşta yok olduğunda, geride kalanlara doğru rehberliği yapacak veya onları yönetecek kimse kalmaz. Dolayısıyla, kuralları ve doğru davranışı bilmemekten ötürü, keyfi hareket etmeye başlarlar – yani, yapılması gerekenleri yapmazlar ve yapılmaması gerekenleri yapmaya başlarlar. Bu yüzden, adaletsizlik onların arasında yayılır.
★🔗