**Metin Çevirisi:**
Hükümdarlığı, zevkleri ve hazları kimin hatırına arzuluyoruz—işte onların kendileri, canlarına ve mallarına dair tüm ümitlerini terk ederek, savaş için saf bağlamış durumdalar.
**Yorum:**
"*Hükümdarlığı, zevkleri ve hazları kimin hatırına arzuluyoruz*"—Biz hükümdarlığı, mutluluğu, zevkleri vb. kişisel hazımız için arzulamıyoruz. Bilakis, bunları yalnızca bu akrabalar, sevgililer, dostlar ve benzerleri hatırına arzuluyoruz. Hocalar, babalar, dedeler, oğullar vb. mutluluğa ve rahata kavuşsunlar, kendilerine hizmet edilsin, memnun kalsınlar diye—işte yalnızca bunun için savaşarak hükümdarlığı kazanmayı ve zevk araçlarını toplamayı arzuluyoruz.
"*Ama onların kendileri, canlarını ve mallarını terk ederek, savaş için saf bağlamış durumdalar*"—Oysa, işte bu insanların hepsi, canlarına ve mallarına dair tüm ümitlerinden vazgeçerek, bu savaş alanında karşımızda savaşa hazır bir şekilde duruyorlar. Şöyle karar vermişlerdir: "Bizim ne cana bağlılığımız ne de mala hırsımız vardır; ölebiliriz, ama savaştan geri çekilmeyeceğiz." Eğer hepsi yok olacaksa, o zaman hükümdarlığı kimin için arzuluyoruz? Mutluluğu kimin için arzuluyoruz? Serveti kimin için arzuluyoruz? Yani, bütün bunlara dair arzuyu kimin hatırına beslemeliyiz?
"*Canlarını ve mallarını terk etmek*" ifadesinin anlamı, onların can ve mal ümidinden tamamen feragat etmiş olarak durduklarıdır—yani, "Yaşayacağız ve servet kazanacağız" arzusundan vazgeçmiş olarak durmaktadırlar. Eğer can ve mal arzuları olsaydı, neden ölmek için savaşta dursunlar? Dolayısıyla burada, canı ve malı terk etmenin anlamı, yalnızca onlara dair ümidi terk etmektedir.
**Bağlantı:** Arjuna, önümüzdeki iki ayette, hükümdarlığı, zevkleri ve mutluluğu kimin hatırına arzuladığımız bu insanların kimler olduğunu açıklayacaktır.
★🔗